Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

1720|13|15|وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَٰلُهُم بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ

Ve lillâhi yescudu men fis semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve zilâluhum bil guduvvi vel âsâl.

Ve Allah'a secde eder; kimse göklerde ve yerde; istekli ve isteksiz; ve gölgeleri; sabah ve akşam.

2611|22|18|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

E lem tera ennallâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fîl ardı veş şemsu vel kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâsi, ve kesîrun hakka aleyhil azâbu, ve men yuhinillâhu fe mâ lehu min mukrimin, innallâhe yef’alu mâ yeşâ’.

Görmez misin? Ki Allah'a; secde eder O'na; kimse göklerde ve kimse yerde; ve Güneş ve Ay ve yıldızlar ve dağlar ve ağaçlar ve hareketli canlılar; ve insanlardan çoğu -ve çoğunun üzerine haktır azap-; ve kimse, aşağılar/alçaltır Allah; o durumda yoktur ona hiçbir değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.

4928|55|29|يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ

Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ardı, kulle yevmin huve fî şe’nin.

O'na istekte bulunur; kimse göklerde ve yerde; her gün/dönem, O bir iştedir/bir oluştadır.

 

Bu ayetlerde (مَن) 'men' zamiri kullanılmıştır. Bu zamir kişileri tanımlamak için kullanılır. Aklı olmayan/kişiliği olmayan cisim ve hayvanlar için kullanılan zamir ‘mazamiridir. 'men' zamiri değil.

Özetle; göklerde (evrede) ve yerde (Dünya gezegeni) her kim varsa Yüce Allah'a secde ettiklerini, O'ndan istekte bulunduklarını anlıyoruz. Yerdeki kimselerin insanlar olduğu açıktır. Ayete göre uzayda/evrende (gökler) kimseler vardır. Yaşamaktadırlar. Bu kimselerin kişiliği vardır. Akıl sahipleridirler. Düşünme yetenekleri vardır.

'Men' zamiri ile ilgili detaylı bir makale yazılmıştı. Lütfen aşağıdaki linkten okuyunuz.

‘Men’ ‘مَن’ zamirinin bilinçleri olan, akıllı varlıkları işaret etmesi üzerine yapılan bir analiz: Evrenimizde bizden başka yaşayan akıllı/bilinçli varlıklar var mı? Yüce Allah'ın katındaki kimseler kim?

13:15 ayetinde çok önemli bir işaret daha vardır. Bu da 'gölgeleri' kelimesi ile yapılmıştır.

(ظِلَٰلُهُم) zilaluhum kelimesi kökü (ظلل) gölge (shadow) anlamındadır. (Hans Wehr 4th ed., page 680 (of 1303))

Ayetten anlaşılan; gökte ve yerde her kim varsa onların gölgelerinin de olduğudur. Gölge oluşabilmesi için bir ışık kaynağı ve bu ışık kaynağını bloke edecek, engelleyecek bir madde gereklidir. Yine ayete göre bu kimseler insanlar gibi maddeden yapılmış ve Güneş sistemimiz dışındaki yıldızların etrafında dönen gezegenlerde veya gezegenlerin uydularında yaşıyor olmalıdır. 

 

Evrende yaşayan bu kimseler zeki canlılar mı? Bizden üstün olanları var mı? Bunun da cevabını Kuran veriyor.

Yüce Allah aşağıdaki 17:70 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

2097|17|70|وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا

Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ.

Ve ant olsun yücelttik/şereflendirdik Adem çocuklarını; ve taşıdık onları karada ve denizde; ve rızıklandırdık onları güzelliklerden; ve fazlalıklı kıldık yarattığımız birçok kimse üzerine; tam bir üstünlükle.

 

(كَثِير) kesirin kelimesi kökü (كثر) çok (much), pek çok (copious), çok-gani (abundant), bir çoğu (many) anlamındadır. (Lane's Lexicon, page 2651 (of 3039))

(فَضَّلْنَٰهُمْ) faddalnahum kelimesi kökü (فضل) üstün gelmek (surpass), üstün olmak (excel), daha mükemmel (to be excellent), daha üstün nitelikli (to be superior) anlamındadır. (Hans Wehr 4th ed., page 840 (of 1303))

Yukarıdaki ayette Yüce Allah çok net şekilde Adem'in çocukları olan insanoğluna lütufta bulunduğunu ve onu kerem sahibi yaptığını, onu şereflendirdiğini ve onurlandırdığını bildirmektedir. Yüce Allah insanı zeki yaratıklar haline dönüştürmüş ve evrene koymuş olduğu yasaları öğretmiştir. İnsanoğlu da öğrendiği bu ilim ile Dünya’daki en üstün ırk olmuştur. Fakat uzayda yaşayan kimselerin (akıllı canlıların) hepsinden üstün mü yaratılmıştır?

Bunu cevabı hayırdır. İnsanoğlu evrende yaratılmış olan akıllı canlıların bir çoğundan üstün olmakla birlikte hepsinden üstün değildir. Ayette çoğundan denilmektedir. Hepsinden üstündür denilmemektedir. Bu nedenle ayete göre insanoğlu evrendeki birçok canlı varlıktan üstün olmakla birlikte kendisinden üstün uzaylı ırklar da mevcuttur.

İnsanın evrendeki birçok yaratılmışa üstün olması özellikle vurgulanmıştır. 

(تَفْضِيلًا) tefdilen kelimesi ile (فَضَّلْنَٰهُمْ) faddalnahum kelimesi kökleri aynıdır. Ayet iyi okunduğunda insanın birçok yaratılmışa ciddi anlamda üstünlüğü vurgulanmıştır. Bu üstünlük büyük bir üstünlüktür. Belki de gelecek yıllarda insanoğlu evrenin hakimi bile olabilecektir. Ama unutmamak gerekir ki insanlardan daha üstün akıllı canlılar evrende mevcuttur. 

En doğrusunu Allah bilir.