Kuran’da yakın-alçak gökdunya seması’ Dünya’mızın atmosferidir. Yakın göğün süsü ise kutup ışıklarıdır. Yakın göğün korunması da Güneş'ten gelen zararlı, bozguncu parçacıkların atmosferde yok edilmesidir. Sadece gök kelimesi ile ifade edilen yerlerin süsü ise Ay ve yıldızlardır. Onun korunması ise yıldızlar arası zararlı, bozguncu parçacıkların yok edilmesidir. İfade edilen her iki gök insanların yaptığı roketler ile bir gün geçilecektir.    

Şimdi yakın-alçak gök ile ilgili ayetleri görelim;

Kuran’da yakın-alçak gök kelimesi anlamına gelen ‘dünya seması’ 3 yerde geçer.

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

3792|37|6|إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

İnnâ zeyyenne s-semâe d-dunyâ bi zîynetini l-kevâkib.

Doğrusu süsleyip donattık dünya göğünü kevakib (parıldamalı) bir süsle.

4228|41|12|فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

Fe kadâhunne seb’a semâvâtin fî yevmeyni ve evhâ fî kulli semâin emrehâ ve zeyyenne s-semâe d-dunyâ bi mesâbîha ve hıfzâ, zâlike takdîrul azîzil alîm.

Böylece onları iki günde yedi gök (çoklu gök-Güneş sistemindeki gezegenlerin gökleri+heliyosfer) olarak tamamladı. Ve her göğe işini vahyetti. Ve dünya göğünü parlaklıklar-ışıklarla süsleyip donattık ve koruduk. İşte bu, Mutlak Üstün Olan ve Her Şeyi Bilen'in takdiridir.

5244|67|5|وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلْنَٰهَا رُجُومًا لِّلشَّيَٰطِينِ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ

Ve lekad zeyyenne s-semâe d-dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr.

Ant olsun süsleyip donattık dünya göğünü parlaklıklar-ışıklarla ve yaptık onu (göğü) bir taşlayıcı-bir fırlatıcı şeytanlar için (bozguncu kozmik zararlılar için) ve hazırladık onlara azap ani ışık parlaması ile.

 

Şimdi bir de yakın-alçak kelimesi olmadan kullanılan göğün süslenip donatılmasına bakalım;

Yüce Allah 15:16 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

1816|15|16|وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ

Ve le kad cealnâ fi s-semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn.

Ve ant olsun yaptık gökte burçlar ve donattık-süsledik onu (göğü) bakanlar için.

 

Açıkça görülür ki süsleyip donatma fiili aynı olsa da süslenip donatılan yerler farklıdır.

Sorular soralım ve cevap verelim.

  • Neden Yüce Allah 15:16 ayetinde yakın-alçak gök ile ilgili ayetlerdeki gibi ‘bimesabiha; parlaklıklar-ışıklarla ’ ve ‘ l-kevakib; kevakib (parıldamalı)’ buyurabilirken sadece gök içeren bu ayette bu kelimeleri kullanmamıştır?
    • Cevap: Çünkü bimesabiha ve kevakib kelimeleri Kuran’ın hiçbir yerinde gerçek yıldızlar için kullanılmaz. Yüce Allah gerçek yıldızlar için (füzyon reaksiyonu ile ışık saçan) ‘n-necm’ kelimesini kullanır. Kevakib kelimesi kesinlikle gerçek yıldızları içermez. Bu kelime göklerde olan parıldamalı şeyler için kullanılır. Gezegenler, göktaşları, halley kuyrulu yıldızı, kutup parlamaları gibi yıldız olmayan ve yıldız içermeyen parıldayan şeyler için kullanılır. Ancak tarif ettiği her ne ise gerçek yıldızları içermez.      
  • Neden yakın-alçak gök ile ilgili 3 geçişte bir kez bile burçlara işaret etmemiştir?
    • Cevap: Çünkü burçlar gerçek yıldızları içerir. Yüce Allah’ın mucizesidir ki bu ayrımı yapmıştır. Eğer burçlar yakın-alçak gök içindedir buyurmuş olsaydı yıldızları Dünya atmosferi içinde aramak gerekecekti.  
  • Neden sadece gök geçen 15:16 ayetinde ‘linnazırin, bakanlar için’ kelimesi kullanılmışken yakın-gök ile ilgili tek bir kez bile geçirilmemiştir?
    • Cevap: Dünya üzerinde göğe bakan herkes onun burçları da içeren yıldızlar ve Ay’la süslenip donatıldığını bakıp görür. Ancak yakın-alçak göğün süsü olan kutup ışıklarını göğe bakan herkes görmez, göremez. Ancak kutup bölgelerine gidenler görebilir. İşte Yüce Allah bu kadar detaylı olarak ayetlerini açıklıyor. 'Yakın göğü süsledik bakanlar için' buyurulsaydı o zaman göğe bakan herkesin kutup ışıklarını görmesi gerekirdi. Ancak Yüce Allah'ın Kuran'ında asla bir çelişki olmaz. Olamaz. 

Bütün bu delillerden sonra süslenilen, şeytanlardan korunan yakın-alçak gök ile sadece gök kelimesi ile işaret edilen süslenilen, şeytanlardan korunan yerin aynı yer olduğunu iddia etmek mantıksızdır. Farklı yerlerdir bu yerler. Ancak her ikisi de süslenip donatılmıştır. Ancak farklı şeylerle. Her ikisi de şeytanlardan korunmuştur. Ancak farklı mekanizmalarla. Her ikisi de bir gün insanların yaptığı roket ile geçilecektir. 

En basit yaklaşımla;

Yüce Allah Kuran'da tek bir harfi bile boşuna kullanmıyor. Neden aynı yer için sadece gök kelimesini kullanmak varken 3 yerde yakın-alçak gök buyursun?  

Yakın göğün süsü; kutup ışıkları

taslanan seytanlar suslenmis yakin gok

 

Göğün süsü; burçlar (Yani Ay ve yıldızlar); Bakan herkes görür.

suslenmis donatilmis gok

En doğrusunu Allah bilir.