Yüce Allah aşağıdaki âyetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Âyet No|Sure No|Âyet No|Âyet

Arapça okunuş

Meal

4310|42|40|وَجَزَٰٓؤُا۟ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ve cezau seyyietin, seyyietun misluha, fe men afa ve asleha fe ecruhu alallah, innehu la yuhıbbuz zalimin.

Ve karşılığı bir fenalığın-kötülüğün onun misli bir fenalıktır-kötülüktür; fakat kim affeder ve barış yapar artık onun mükafatı Allah üzerinedir; doğrusu O sevmez zalimleri.

4311|42|41|وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ

Ve le men intesare ba'de zulmihi fe ulaike ma aleyhim min sebil.

Ve mutlak ki; kim kendini koruyup-savunur zulme uğradıktan sonra; artık yoktur öylelerinin üzerlerine hiçbir yol.

4312|42|42|إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

İnnemes sebilu alellezine yazlimune n-nase ve yebgune fil ardı bi gayril hakk, ulaike lehum azabun elim.

Ancak vardır bir yol kimseler üzerine ki insanlara zulmederler ve yeryüzünde doğru-gerçek dışında haklara tecavüz ederler; öyleleri ki onlar içindir acıklı bir azap.

4313|42|43|وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

Ve le men sabere ve gafere inne zalike le min azmil umur.

Ve kim sabrederse ve affederse; doğrusu bu mutlaka kararlılık gerektiren meselelerdendir.

 

(يَظْلِمُونَ) yazlimune kelimesi kökü (ظلم) şeytani-kötü işler yapmak (to do wrong or evil), zulmetmek-eziyet etmek (opress), bastırmak-ezmek (supress), adaletsiz davranmak (treat unjustly), gaddar-zorba-ceberrut-tiran davranışlar, katı otorite kurmak (to act tyrant), kötü davranışlar-hırpalamak (ill-treat), haksızlık yapmak (iniquity), adaletsizlik-eşit olarak davranmamak (inequity) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 681 (of 1303)

(بِغَيْرِ) yebgune kelimesi kökü (بغيsınırı aşmak (transgress), hakka tecavüz etmek-hakların açıkça çiğnenmesi (outrage), adaletsiz-insafsız (unjust) anlamındadır. Steingass, page 134 (of 1241).

(ٱلْحَقِّ) kelimesi kökü (حققdoğru olmak (to be true), gerçek (true), doğruluk (right) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 223 (of 1303)

(ٱلنَّاسَn-nase kelimesi insanlar demektir. Çoğul kelimedir. İnsan olan herkesi kapsar. 

 

Bu 4 ayeti herkes her gün okumalıdır. Bunlar insan hakları bildirgesi olarak tüm dünyaya yayılmalıdır.

Bir kötülüğün karşılığı ancak onun misli kadar, dengi kadardır. En basit örnek ile anlatalım. Bir kişi başka bir kişiye bir tokat atmış ise yaptığı bu kötülüğün karşılığı aynı şekilde ona bir tokat atılmasıdır. Asla daha fazlası değildir. Daha fazla kötülükle karşılık verilirse haksızlık edilmiş olur. Fakat Yüce Rabbimiz daha iyi bir seçeneği bize sunuyor. Yapılan kötülüğe karşı onu affedip bağışlamak ve daha sonra kötülüğün tekrar edilmemesi için barış ortamının sağlamasını tavsiye ediyor. Bu seçeneğin daha hayırlı olduğunu ve bu seçeneği tercih eden kimseleri ödüllendireceğini bildiriliyor.

Allah zulmeden zalim kimseleri sevmediğini buyuruyor. Ancak herhangi bir kişi zulme uğrarsa her türlü hakkını arayabilir, her türlü kendisini savunabilir ve koruyabilir. Bu kimseler haklarını savunuyor diye onlar üzerine bir yol yoktur, yani onların üzerine gidilemez. Onlara bir ceza verilemez. 

Ancak üzerlerine gidilecek, üzerlerine bir yol olan ve gerekirse cezalandırılacak olan kimseler ise insanlara zulmeden ve yeryüzünde doğru-gerçek dışında haklara tecavüz edenlerdir.

Zulm kelimesinin anlamları yukarıda verilmiştir. Zulmeden, eziyet eden, otoriter, kötü davranış sergileyen, eşit davranmayan, adaletsizlik yapan, gaddar-zorba-ceberut-tiran kişilerin üzerine bir yol vardır, yani onların üzerine gidilir ve hak ettikleri şekilde cezalandırılır.

Ayrıca yeryüzünde haddi aşanlar, gerçeğe (hakka) dayanmadan haklara tecavüz edenlerin üzerine de gidilir. Hak ettikleri ceza verilir.

Vurgulamadan geçemeyeceğim;

En büyük zulüm adaletsizliktir. Her zulmün başlangıcıdır. Hem kendisine hem de başkalarına karşı yapılan adaletsizlik en büyük zulümdür.

Yukarıdaki ayetler insan hakları bildirgesidir;

Tüm insanlar hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Her bir insan cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, tabiiyet, düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zenginlik gibi farklar dikkate alınmaksızın eşittir. İnsanlar; bireysel ve toplum olarak her bir insanın temel hakkı olan bu hakları korumalıdır, çiğnenip tevacüz edilmemesi için önlemlerini almalıdır. 

Yüce Allah insan haklarına uymayan kimselere elim, şiddetli, acıklı bir azap vereceğini de buyurmuştur.

En doğrusunu Allah bilir.