Yüce Allah 6:68 ve 6:69 ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

857|6|68|وَإِذَا رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيْطَٰنُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ ٱلذِّكْرَىٰ مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ve iza reeytellezine yahudune fi ayatina fe a'rıd anhum hatta yahudu fi hadisin gayrih, ve imma yunsiyennekeş şeytanu fe la tak'ud ba'dez zikra meal kavmiz zalimin.

Ve gördüğün zaman kimseleri ki dalarlar münasebetsizce ayetlerimiz hakkında, öyleyse yüz çevir onlardan onlar ondan başka bir söze dalıncaya kadar ve eğer sana unutturursa şeytan, öyleyse hatırlamadan sonra oturma zalimler toplumu ile.

858|6|69|وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَلَٰكِن ذِكْرَىٰ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Ve ma alellezine yettekune min hısabihim min şey'in ve lakin zikra leallehum yettekun.

Ve yoktur üzerine korunan kimselerin onların hesabından bir şey; ancak bir hatırlatma, onlar belki korunurlar.

 

(يَخُوضُونَ ) yehudune kelimesi kökü (خوض) dalmak (dive), bir meseleye dalmak-girmek (plunge or enter into the affair), yanlışa münasebetsizce dalmak-girmek (plunge or enter into false or vain), suya girmek (wade) anlamındadır.  Lane's Lexicon, page 825 (of 3039)

Muhteşem 2 ayet!

Kuran ayetlerine karşı münasebetsizce tavır alanlara karşı inanan-korunan-takva sahibi kimselerin yapması gereken davranış Yüce Allah’ımız tarafından bize emrediliyor

Ayette ‘yehudune’ olarak geçen ‘dalarlarfiili ayrıca mucizevi bir işaret içerir. Bu fiil sadece konuşmayı içermez. Türkçeye çevirirsek her türlü tavır ve davranış olarak çevirebiliriz.

Kuran ayetlerine karşı sadece sözlü değil her türlü münasebetsizce tavır olabilir. Olacaktır. Muhammed peygamberimiz Yüce Allah’ın mesajı olan Kuran ayetlerini hatırlattığında Kuran ayetlerine karşı münasebetsizce tavır sergileyenler olmuştur.

İşte tam da bu noktada Yüce Allah takva sahibi kişilerin bu durumda ne yapması gerektiğini bize bildiriyor.

Ayetlere karşı münasebetsizce bir tavır sergileyen topluluktan-kişilerden yüz çevrilecektir ve o kişiler ile birlikte oturulmayacaktır. Ancak bu kişiler ayetlere karşı münasebetsizce tavırlarını bırakıp başka bir söze-konuya dalarlarsa o kişiler ile tekrar bir araya gelinecektir. Küsmek yoktur. Kırılmak yoktur. Gücenmek yoktur. Çünkü 6:69 ayetindeki buyruğa göre Kuran'ın aralıklı olarak hatırlatılması için ilişkilerin bozulmaması gereklidir. 

Kuran ayetlerini zorla hatırlatma diye bir şey söz konusu bile değildir. 

Ayetler hakkında münasebetsizce tavır sergileyen kişilerin ortamı kötü tavırları farkına varılır varılmaz terk edilecektir.

Görüldüğü gibi bırakın fiziksel şiddet uygulamayı en ufak bir kötü bir davranış sergilenmesi, en ufak bir kötü söz söylenmesi bile yasaklanmıştır.

Kuran’da Yüce Allah’ın hoşgörülüğüne bir bakın, diğer taraftan radikal ehli sünnetin tavırlarına bir bakın.   

Kuran ayetlerine karşı münasebetsizce tavırlar neler olabilir?

Ayetlerle dalga geçme, onlarla ilgili karikatür yapma, ayetler hakkında yalan-yanlış konuşma, ayetlerle ilgili ileri-geri konuşma gibi her türlü münasebetsiz tavır, abes tavır olabilir.

Yüce Allah 28:55 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

3305|28|55|وَإِذَا سَمِعُوا۟ ٱللَّغْوَ أَعْرَضُوا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِى ٱلْجَٰهِلِينَ

Ve iza semiu l-lagve a'radu anhu, ve kalu lena a'maluna ve lekum a'malukum selamun aleykum la nebtegil cahilin.

Ve işittikleri zaman boş-ahmakça konuşma, yüz çevirirler ondan ve derler bizimdir bizim işlerimiz ve sizindir sizin işleriniz; selam-barış size olsun, biz arzulamayız cahilleri.

 

(ٱللَّغْوَ) l-legve kelimesi kökü (لغو) boş-anlamsız konuşmak (to talk non-sense), hatalı konuşmak (to make mistake in speaking), geçersiz-batıl-boş deklere etmek (to declare invalid) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 1021 (of 1303)

Ne muhteşem bir ayet!

Boş, kötü, ahmakça, faydasız konuşmalara Kuran’a iman edenlerin vereceği cevap;

Barış size olsun! (selamun aleykum)

Bırakın fiziksel şiddeti, kötü-boş sözlere karşılık vermek bile yasaklanmıştır. Kavga etmek, hakaret etmek yasaklanmıştır.

'Sizin işiniz size, bizim işimiz bizedir' denilecektir.

Kuran’da barışın ne kadar önemsendiği ortadadır. Barış herkes için temenni edilecektir. Bu kuru kuruya söylenmiş bir söylem değildir. Barış topluma hâkim oluncaya kadar mücadele edilmelidir.

Not: Türk Ceza Kanununun 216. maddesi 3. fıkrasının Kuran'a ayrıyı olduğunu da buradan bildirmek isterim.

216. Madde 3. Fıkra: 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'

Ayrıca başka bir ayette;

Yüce Allah 15:85 ayetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

1885|15|85|وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma illa bil hakk, ve innes saate le atiyetun fasfehıs safhal cemil.

Ve ki yarattık gökleri ve yeri ve ki ikisi arasındakileri ancak hak ile ve o saat mutlaka geliyor, öyleyse bağışla-yüz çevir güzel bir bağışlama ile.

 

Her ne olursa olsun bağışlamak, güzel bir bağışlama ile bağışlamak, güzel bir bağışlama ile yüz çevirmek Yüce Rabbimiz tarafından emredilmektedir. 

Kuran'a iman etmiş bir kişinin şiddet uygulaması, inatçı olması, kin tutması, hakaret etmesi, sivri dilli olması asla ve asla kabul edilemez.

En doğrusunu Allah bilir.