Yüce Allah’ın Meton döngüsü olan 19 güneş yılını farklı şekillerde işaret ettiğini görmüştük. Aşağıdaki linklerden bu incelemeler görülebilir.

Güneş (Şems) (شمس) ve Ay (Kamer)  (قمر) kelimelerinin birlikte geçtiği ayetler 19 güneş yılı ile Meton döngüsünün işaret etmektedir.

Yıl (sene, سنة) ve yıllar (sinin, سنين) kelimelerinin geçişi 19 güneş yılı ile Meton döngüsünün işaret etmektedir.

Meton döngüsü nedir?

Meton döngüsü adını Astronom Atina’lı Meton’dan alan bir döngüdür. Meton 19 güneş yılının 235 aya eşit olduğunu gözlemleri sonucu tespit etmiştir.

Meton döngüsünü günlük hayatımızda nasıl anlarız?

Diyelim ki doğum günümüzde Ay’ın tam dolunay şeklinde olduğunu gördük. Acaba bir sonraki hangi doğum günümüzde Ay’ın yine tam dolunay olarak görürüz? Cevap: 1 Meton döngüsü sonrası yani 19 Güneş yılı.

Aşağıda 1711 yılındaki Noel günü olan dolunayın 2300 yılına kadar olacak olduğu Meton döngüleri gösterilmiştir. Görüldüğü gibi Noel günü her 19 yılda bir (1 Meton yılında) Ay aynı pozisyonda görülmektedir.

Meton

1 Meton döngüsü=19 güneş yılı=235 ay

19 güneş yılı olan Meton döngüsü 235 aya eşittir. Meton döngüsünün 235 ay olması acaba Kuran’da işaret edilmiş midir?

Güneş yılı Dünya'nın (yeryüzünün) Güneş etrafında 1 tur dönmesidir ve 365.2425 gündür. 1 ay ise Ay'ın Dünya etrafında 1 tur dönmesidir ve 29.53059 gündür.

19 x 365.2425=235 x 29.53059

Meton döngüsünün oluşmasında rol alan Güneş (şems) (شمس), Ay (kamer)  (قمر) ve yeryüzü-üstünde yaşadığımız Dünya (ard) (ارض) kelimelerinin birlikte geçtiği ayetleri incelemek en mantıklı yaklaşımdır. Bu üç kelimenin birlikte geçtiği 4 ayet vardır. Bu ayetleri aşağıda görebilirsiniz. Mucizevi şeklide bu 4 ayetin sure numarası ve ayet numaraları toplandığında 235 sayısı elde edilir ki bu da Meton döngüsü olan 235 aya eşittir.

Sure No

Ayet No

Ayet

7

54

1008|7|54|إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

İnne rabbekumu llâhu llezî halakas semâvâti ve l-arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşı, yugşîl leylen nehâre yatlubuhu hasîsen ve ş-şemse ve l-kamere ven nucûme musahharâtin bi emrihi, e lâ lehul halku vel emru, tebârek allâhu rabbulâlemîn.

Doğrusu Rabbiniz Allah'tır; ki yarattı gökleri ve yeri altı günde/evrede; sonra istiva etti/egemenlik kurdu Arş üzerine; örter geceyi gündüze; almak ister-talep eder (gündüz) onu (geceyi) aniden-çok çabuk; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; boyun eğdirilmişler buyruğuna/emrine; O’nun değil mi yaratma ve emir/buyruk? Tebârek olmuştur/bereketli olmuştur Allah; alemlerin Rabbi.

22

18

2611|22|18|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

E lem tera enna llâhe yescudu lehu men fis semâvâti ve men fî l-ardı ve ş-şemsu ve l-kameru ven nucûmu vel cibâlu veş şeceru ved devabbu ve kesîrun minen nâsi, ve kesîrun hakka aleyhil azâbu, ve men yuhini llâhu fe mâ lehu min mukrimin, inna llâhe yef’alu mâ yeşâ’.

Görmez misin ki Allah'a; secde eder O'na; kimse göklerde ve kimse yerde; ve Güneş ve Ay ve yıldızlar ve dağlar ve ağaçlar ve hareketli canlılar ve insanlardan çoğu -ve çoğunun üzerine haktır azap-; ve kimi aşağılar Allah, o durumda olmaz ona hiç değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.

29

61

3399|29|61|وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti ve l-arda ve sehhare ş-şemse ve l-kamere le yekûlunna llâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve eğer sormuş olsan onlara: “Kim yarattı gökleri ve yeri; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay’ı?”; mutlak derler: “Allah”; öyleyse nasıl döndürülürsünüz?

39

5

4061|39|5|خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ يُكَوِّرُ ٱلَّيْلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى أَلَا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

Halakas semâvâti ve l-arda bil hakkı, yukevviru l-leyle alen nehâri ve yukevviru n-nehâre alel leyli ve sehhare ş-şemse ve l-kamere, kullun yecrî li ecelin musemmen, e lâ huvel azîzul gaffâru.

Yarattı gökleri ve yeri; hak ile/gerçek ile; sarar/dolar geceyi gündüz üzerine; ve sarar/dolar gündüzü gece üzerine; ve boyun eğdirdi Güneş’i ve Ay’ı; her biri akıp gider bir süreye/bir ecele; belirlenmiş; değil mi O aziz/güç yetiren; bağışlayan?

Toplam=235

 

 

Konunun ders anlatımı;

En doğrusunu Allah bilir.