Yazdır

Mustafa Kılavuzoğlu, Lozan, Şubat 2021

Soru basit, cevabı da aslında oldukça net ve gözler önünde. Doğru ve duru bir bakışla hepimiz görebiliriz.

Kuran’da Yüce Allah’ın bize bildirmiş olduklarını bir araya toplayalım ve bunları akıl süzgecinden geçirip sorunun cevabını ortaya çıkarmaya çalışalım; bakalım nereye çöreklenmiş olabilir bu kahpe düşman, kibirli yılan, İblis.

Hicr 43. Ve hiç şüphe yok, onların (yoldan sapanların) tümünün buluşma yeri cehennemdir.

Araf 16. Dedi ki: 'Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.

Şimdi İblisin ”üstüne oturacağım” dediği doğru ve hak yolun ne olduğunu bize bildiren ayetlere bakmamız gerekiyor: Müzemmil 19, İsra 9, İbrahim 1, Bakara 2, 185, Enam 126, 153 vb.            

İsra 9. Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.

Bakara 2. Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'tır.     

İbrahim 1. A.L.R. Bir kitaptır (Kuran). Onu sana indirdik ki, insanları Rab'lerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarasın, O Aziz ve Hamid (yüce ve övgüye layık) olanın yoluna.

Örnek olarak kopyaladığım bu ayetlerin yeterli olduğuna inanarak tamamını buraya yazmaya da sanırım gerek kalmıyor.

Başlarken belirtmiş olduğum gibi çok net olarak görüyoruz ki, Tek Doğru Yol Kuran’dır ve bu durumda İblis’in de Kuran’ın bir yerine çöreklenmiş olduğunu düşünmek lazımdır. Bu zaten Yüce Allah’ın İblis’e yapması için izin verdiği ve insanlara sınav aracı olarak kullandığı yöntemlerden sadece birisidir.

Peki bu insan düşmanı yılanın Kuran’ın neresine çöreklendiğini nasıl bulacağız? Elbette ki yine Kuran ile bize verilen bilgilerden yola çıkmak zorundayız. Kuran, içinde hiçbir çelişki barındırmadığını defalarca tekrarlar. Öyleyse Kuran’a bakıp çelişkili gibi görünen, aklımıza takılan yerleri incelemeliyiz, ki bunu zaten bir önceki yazımda kısmen yapmış ve çelişkili gibi duran bir ayete işaret etmiştik. Bu kısa yazının bir amacı da zaten oradaki görüş ve fikirleri farklı açılardan teyit eden bir analiz ortaya koymaktı.

Şimdi ilk yazıda bildirmediğimiz fakat çelişkili gibi duran ikinci ayeti belirlemek için Kuran genelinde kısaca dolaşmak ve öğüt vermek, güzel konuşmakla ilgili olarak peygamberlere söylenen örnek ayetleri yazmak istiyorum:

Hatırlat/öğüt ver! Çünkü hatırlatma müminlere fayda verir. (51/Zâriyat 55)

Öyleyse hatırlat/öğüt ver. Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin ne de mecnun. (52/Tûr 29)

Nisa 63. Bunlar, Allah’ın kalplerinde (gizledikleri asıl gayelerini) bildiği kimselerdir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara (onları derinden sarsacak) etkili bir söz söyle

“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve size nasihat ediyorum. Ve ben, Allah’tan (bana gelen vahiy sayesinde) sizin bilmediklerinizi biliyorum.” (7/A'râf 62)

Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et! Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları da hidayet ehli olanları da en iyi bilendir. (16/Nahl 125)

Şayet fayda verecekse öğüt ver/hatırlat! (87/A’lâ 9)

Korkan kimse öğüt alır. (87/A’lâ 10)

Hatırlat! Sen ancak bir hatırlatıcısın/öğüt vericisin. (88/Ğaşiye 21)

Bunlar dışında Kuran’ın kendisinin de bir “öğüt verici” olduğuna dair sayısız ayetler vardır.

Şimdi de son olarak en can alıcı turnusol kâğıdı gibi farklı olanı ortaya çıkaracak ayeti yazalım:

Cuma 11. Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayaküstü bırakarak oraya yöneldiler. De ki: "Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir."  

Yukarıdaki pek çok ayet ile ve özellikle Cuma 11 ayetiyle çelişen ve Kuran’ın özüne uygun olmayan bir ayet var mıdır diye arayalım; karşımıza Tevbe suresi 129. Ayet çıkıyor:

Tevbe 129. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.”

Cuma 11 ve Tevbe 129. Ayetler peygamberimizin yanından kaçanlara karşı ne yapması gerektiği söyleniyor. Cuma 11. Ayette giden insanlar için Kuran’ın ve yukarıya yazdığım diğer ayetlerin de özüne uygun bir şekilde güzel bir öğüt varken Tevbe 129. Ayette ise rest çekip “giderseniz gidin” dercesine bir tavır ve söylemle karşılaşıyoruz.


Linkini aşağıya kopyaladığımız önceki yazının ilgili birkaç bölümünü de çelişkili gibi duran diğer ayeti göstermek üzere buraya kopyalıyorum:

Şeytanın şirk aracı olarak Üzeyir peygamberi ve İsa peygamberi kullanması; peki ya Muhammed peygamber?

“” Daha önce İsa peygamber ve Üzeyir peygamber durumunda olduğu gibi aşırı bir sapkınlık olmasa da insanlar doğrudan Yüce Allah’a yönelmek yerine Muhammed peygamberi kendilerine aracı gibi görme eğilimindedirler. Aşağıdaki ayeti çok dikkatli okumak gerekiyor.  Ana akım medyada bile çok belirgin bir şekilde bir taraftan Yüce Allah’a ibadet edilirken diğer tarafta hemen O’nun yanına Muhammed peygamberi eklemektedirler. Hatta bazen dinden bahsedilirken Yüce Allah’tan çok Muhammed peygamber anlatılıp övülmektedir. Elbette ki Muhammed peygamber büyük övgüye layıktır fakat onu sürekli Yüce Allah ile birlikte anmayı aşağıdaki ayet sebebiyle endişe verici bir durum olarak görüyorum. İbadet sadece ve sadece Yüce Allah’a edilecektir ve ancak ibadetin ardından peygamberlere selam edip anmak farz kılınmıştır.

39 Zümer 45. Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi sıkışıp kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

***/***

 Fakat Kuran bize her konuda olduğu gibi bu konuda da ışık tutmaktadır. Bunun için “El Vahid” sıfatının ne anlama geldiğine bakmak yetecektir ve bu hususta bütün alimler hemfikirdir. Farklı kaynaklardan birkaçını aşağıya kopyalıyorum:

“Eşi benzeri olmayan ve zatında tek olan. Kendisinden başka olmamak, işlerinde, hükümlerinde, sıfatlarında asla ortağı ve dengi bulunmayan.”

“Bir olan, tek olan; zatında, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde asla ortağı, dengi ve benzeri bulunmayan.”

O’nun (Allah’ın), sıfatlarıyla birlikte de bir ve yegâne olduğunu ifade eder 

Kalınlaştırdığım kısımları lütfen dikkat ediniz.

Bu linkte ana akım medyanın yüzü sayılabilecek Nihat Hatipoğlu’nun yaptığı kısa tanımı da izleyebilirsiniz.           
https://www.youtube.com/watch?v=SPfDKptLXPE

Sonuç olarak herkesin dediği şudur: Yüce Allah’ın sıfatları sadece ve sadece kendisine aittir.

Şimdi Kuran’da 26. sıradaki Şuara suresinde Yüce Allah’ın aynı surede tam 9 kere tekrarladığı ayetlerdeki iki sıfatına bakalım:

” Ve hiç kuşku yok, senin Rabbin gerçekten mutlak Aziz, mutlak Rahîm’dir.

***/***

Kuran’da bu iki sıfatın (AzîzRahîm) (birlikte) nasıl kullanıldığına baktığımızda bir ayet dışında sadece ve sadece Yüce Allah için kullanıldığını görüyoruz. En doğrusunu elbette Yüce Allah bilir, biz ancak O’nun emrettiğini doğru anlamaya çalışıyoruz ve neticesinde şu soruya ulaşıyoruz:

Peki El Vahid sıfatıyla kesin olduğu gibi sadece Yüce Allah’a ait olması gereken her sıfat, özellikle de burada dokuz kez gözümüze sokulan bu iki sıfat O’nun dışında her kim olursa olsun bir başkası için nasıl kullanılabilir?

Bunun ancak bir yolu olabilir, tüm insanlığın düşmanı olan İblis ve onun şeytanlarının vesvesesiyle. Yüce Allah’ın “bütün peygamberlerin bile bu vesveseden payını almış olduklarını” söylemesinden sonra, biz sıradan insanların şeytanın vesvesesinden korunmamızın imkânı yoktur. Hepimizin günahları olsa da iman ve dua ile doğru yolda kalmaya uğraşıyoruz.

Elbette bu ayeti bilen insanlar vardır fakat günlük yaşamında işinde gücünde olan insanların kesinlikle haberi yoktur. Çünkü Kuran tercümelerinde bu ayetteki Yüce Allah’ın toplam üç sıfatı, tercüme edenlere bile garip ve yanlış gelmiş olmalı ki bunları hepsi farklı Türkçe kelimelerle değiştirmiştir, Azîz ve Rahîm ve ayrıca aynı ayette yer alan Rauf kelimelerini hiç birisi bu ayetin meallerinde kullanmamıştır. Oysa bu yüce sıfatlar orada yazmaktadır ve pek az insan dışında hiç kimse bunu sorgulamaya cesaret edememiştir. Oysa Yüce Allah Kuran’da sürekli olarak “aklınızı kullanın” “ilimde ilerleyin” ve “Kuran’ı derin derin düşünerek anlamaya çalışın” demektedir. Maalesef geçmişte olduğu gibi günümüzde de din adamlarının büyük çoğunluğu ise bunun tam tersi için büyük bir uğraş içindedirler.

***/***

Yüce Allah’ın izniyle Kuran’da tekrar eden ayetlerden birinin daha sırrına ermiş bulunduğumuzu umuyorum. Elbette benim kesin hüküm verme salahiyetim bulunmuyor; aklımın beni getirdiği bir açıklamayı ortaya koyuyorum.

””

Çelişkili gibi duran bu iki ayetin aynı surede art arda olması da yılanın çöreklendiği, kurulabileceği ancak tek bir yer olduğuna işaret ediyor gibidir.

Doğrusunu Yüce Allah Bilir.

Sevgiler,

Mustafa Kılavuzoğlu, Lozan, Şubat 2021