Yazdır

Yüce Allah aşağıdaki 20:2 ve 20:3 ayetlerinde şu şekilde buyurmuştur. 

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

2348|20|2|مَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لِتَشْقَىٰٓ

Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.

İndirmedik sana Kuran'ı mutsuz olman için-perişan olman için.

2349|20|3|إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَىٰ

İllâ tezkireten li men yahşâ.

Yanlızca bir öğüt; korkan kimse için.

 

(تَشْقَىٰٓ) teşka kelimesi kökü (شقو) mutsuz etmek (to make unhappy), perişan etmek (to make miserable), sefil etmek (to make wretched) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 562 (of 1303).

Mesaj Muhammed peygamberimiz üzerinden tüm insanlara olup dünya hayatı ile ilgilidir. Açıkça görülür ki Kuran insanları dünya hayatında mutsuz etmek için, perişan etmek için indirilmemiştir. Yüce Allah’ın 3. ayette bildirdiği üzere Kuran bir öğüttür ve öğüt alan kimsenin hayatını asla mutsuz etmez, hayatını perişan etmez, hayatını rezil etmez. Aksine Kuran insanlara her zaman mutluluk getirir. Kuran’a göre hayat yaşayanlar yeryüzünde cennetin bir benzerini yaşarlar. Kuran’dan uzaklaşanlar ise cennetten çıkarılmış bir insanın yaşadığı mutsuzluğu ve perişanlığı yaşarlar. Aynı surenin 177. ayetinde (تَشْقَىٰٓ) teşka kelimesinin tekrar kullanıldığını görüyoruz. Bu kez aynı kelime elçi Adem’in cennetten çıkarılması sonrası mutsuz ve perişan olması için kullanılıyor.

Yüce Allah aşağıdaki 20:117 ayetinde şu şekilde buyurmuştur. 

Kuran Ayet No|Sure No|Ayet No|Ayet

Arapça okunuş

Meal

2463|20|117|فَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلْجَنَّةِ فَتَشْقَىٰٓ

Fe kulnâ yâ âdemu inne hâzâ aduvvun leke ve li zevcike fe lâ yuhricennekumâ minel cenneti fe teşkâ.

Bunun üzerine dedik: “Ey Adem! Doğrusu bu bir düşman sana ve eşine; öyleyse çıkarmasın siz ikinizi cennetten; o durumda mutsuz olursun-perişan olursun.”

 

Kuran hiçbir insana hiçbir şekilde mutsuzluk vermez.  Ancak kendilerini Muhammedî sanan, kendilerinin Kuran’a tâbi olduklarını düşünen ancak Kuran yerine atalarının dini olan mezheplere tâbi olanlar yeryüzünde tam anlamı ile cehennemi yaşarlar ve yaşatırlar.

İşte size Afganistan’ın durumu, işte size Suriye’nin durumu. İşte size kendilerine müslümanım diyen insanların yaşadığı coğrafyanın durumu. İster hanifi olsun, ister şafii olsun, ister alevi olsun, ister şii olsun sadece Kuran demeyen her dini görüş toplumları mutsuz eder, onları perişan eder, rezil eder.

Kuran haricinde dini hükümler koyan, helal ve haramlar koyan bu uydurulmuş dinler toplumlara zulmeder. Eziyet eder.

Bu yazıyı 18.8.2021 tarihinde yazıyorum. Afganistan’da Taliban ülkenin kontrolünü eline geçirdi. Milyonlarca insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Terk edemeyenler ise Kuran ile hiçbir ilgisi olmayan bir dinin kurallarına uymak zorunda kalıyor. Bugün başı açık olan bir kadının sokak ortasında kanlar içinde kaldığı ve öldürüldüğü bir fotoğraf gördüm. Kadın durduk yere, sadece türbanlı değil diye öldürülmüş. Kuran ‘Yoktur dinde zorlama’ derken hangi Kuran ayetine göre bu kadını öldürdünüz siz? Bunun hesabını Yüce Allah’a ahiret evreninde vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?

afkan kizi turban giymedigi icin sokak ortasinda olduruldu mezhepler mutsuzluk getirir Kuran mutluluk huzur getirir  

Aslına bakılırsa Taliban samimi bir insan. Çünkü hanefi mezhebinin kurallarını harfiyen uyguluyor. Yani tam olarak ülkemizde çoğunluğun tâbi olduğu Kuran harici dini.

Ey ehli sünnete gönül vermiş sevgili kardeşim;

Lütfen aklını kullan. Bir bak. Senin tâbi olduğun bu din Kuran dini değil. Senin tâbi olduğun din tam olarak Taliban’ın dini. Topluma ve insanlara perişanlık, sefillik ve mutsuzluk getiren bir din. Gerçek Kuran dini olsaydı 20:2 ayetinde Yüce Allah'ın buyurduğu gibi eziyete, perişanlığa ve mutsuzluğa neden olur muydu?

Ancak Kuran öyle değildir. 20:2 ayetinde bilirildiği gibi Kuran mutsuzluk vermez, eziyet etmez, perişan etmez, sıkıntı vermez, huzursuzluk vermez. Eğer din adına bir uygulama insanları mutsuz ediyorsa Kuran’a dayanmadığı içindir. Kuran ayetlerinin bile bazen hadisler ışığında yorumlandığını görmekteyiz. Şu kesindir ki; bir Kuran ayeti asla ve asla mutsuzluk ve huzursuzluk vermez. Mutsuzluk ve huzursuzluk kaynağı olan Kuran ayeti değil yanlış kılavuz ile yorumlayan zihniyettir. Kuran’ı sadece Kuran’a göre okuyup anladığımızda 20:2 ayetinin tecelli ettiğini görmekteyiz. Bireysel olarak sadece Kuran diyen insanlar mutlu ve huzurludur. Toplumda sadece Kuran diyen insanlar yaygınlaştığında ve çoğunluk olduklarında toplumda mutsuzluğa ve huzursuzluğa neden olan şeyler teker teker azalacak ve yok olacaktır.

Sonuç olarak;

Kuran bir insana dolayısı ile bir topluma asla ve asla mutsuzluk vermez, huzursuzluk vermez. Perişanlığa ve sefilliğe neden olmaz. Bu nedenle sadece Kuran dediğimiz anda, din olarak Yüce Allah’ın tek dini olan Kuran’a iman edip s-salihatı (düzeltici ve barışa yönelik işler) yaptığımızda 20:2 ayetinin tecelli ettiğini rahatlıkla görebiliriz.

En doğrusunu Allah bilir.