Yazdır

Yüce Allah 13:14 âyetinde şu şekilde buyurmaktadır;

Kuran Âyet No|Sure No|Âyet No|Âyet

Arapça okunuş

Meal

1719|13|14|لَهُۥ دَعْوَةُ ٱلْحَقِّ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَىْءٍ إِلَّا كَبَٰسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَٰلِغِهِۦ وَمَا دُعَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

O'nadır gerçek dua; ve O’nun aşağısından çağırıp-yalvardıkları kimseler değildir cevap verenler onlara bir şeyle; yalnızca her iki avucunu suya doğru uzatan kimse gibidir ulaşsın diye ağzına; oysa o ulaşmaz ona; ve değildir kâfirlerin duası sapkınlık içinde olmaktan başka.   

 

Muhteşem bir ayet! Ne kadar açık ve net bir mesaj.

(دَعْوَةُ) dea'vetu ve (يَدْعُونَ) yed'une kelimelerinin kökü (دعو) çağırmak-seslenmek (call), davet etmek (summon), davet etmek (invite), yardım istemek-yalvarmak-yakarmak (invoke) anlamındadır.  Hans Wehr 4th ed., page 326 (of 1303)

Güzel Türkçemize dua etmek olarak geçmiştir.

Ayetten anladığımıza göre sadece Allah’a yapılan dualar gerçek dualardır. Duanın içinde Allah’ın astlarında, Allah’ın berisinden olan herhangi bir şey çağrılıyorsa, ona sesleniliyorsa, ondan yardım isteniyorsa bu dua kesinlikle gerçek bir dua değildir ve Yüce Allah bu duayı kabul etmez. Zaten bu dua Yüce Allah’a yükselmez.

Duasında Allah dışında kişileri-şeyleri çağıran kişilerin durumuna güzel bir örnek vermiştir Yüce Allah’ımız. Her iki avucunu su ağzına gelsin diye suya doğru uzatan kimsenin durumu gibidir bu kişilerin durumu. Avuçlarını uzatmakla su onların ağzına gelecek değildir. Yapılan hareket beyhudedir. Faydasızdır. Niyet iyi bile olsa uygulanan yöntem yanlış olduğu için niyet gerçekleşemez. Su, bereket yanlarında olmasına rağmen ondan içerek faydalanamazlar.

Aynı durum Yüce Allah dışında kimseleri dualarında çağıranlar içinde de geçerlidir. Yüce Allah Kuran’da birçok ayette sadece kendisine kulluk edilmesini ve sadece kendisinden yardım istenmesini buyurmaktadır. Dualarda Yüce Allah haricinde başka hiçbir şey çağrılmayacaktır.  

Bu kimselere peygamberlerin tamamı, melekler, ölmüş insanlar, tarikat liderleri, mezhep liderleri de dâhildir. Muhammed peygamberimiz de tabii ki dâhildir. Dualarda bu kimseler çağrılmamalıdır. Onlara karşı istekte bulunulmamalıdır. Onları aracı yapıyoruz diye dualarda isimleri yardım amaçlı geçirilmemelidir. Dua sadece ve sadece Allah’a yapılmalıdır. Gerçek dua işte budur ve Yüce Allah’a yükselen güzel söz budur.

Kâfirler kimlerdir?

Yukarıdaki 13:14 ayetini okuyan kimseler kâfirler kelimesini görür görmez hemen der ki; “Bu ayetin muhatabı ben değilim ki, ben kâfir değilim. Ben Allah’a inanıyorum, ahirete inanıyorum.”. Ancak durum onların düşündüğü gibi değildir.

Kâfirler deyince aklımıza Allahsız, kitapsız, imansız insanlar geliyor. Ancak Kuran’da bu kelimenin anlamı (örtmek-gizlemek) iyi incelendiğinde bu kelimenin gerçeği gizleyen-örten-yalanlayan kimseler oldukları ortadadır. Allah’ın Kuran ayetlerini kabul etmeyen, yalanlayan kimseler kâfir olur. Ancak Kuran ayetlerini sözde kabul edip, o ayetlerin söylediği şeylere uymayan, ayetlerin tersi uygulamalar yapanlar da gerçeği yalanladıkları için kâfir kimseler olurlar.  

Allah’a dua ederken Allah’ın astlarından-berisinden kişileri çağıran kimselerin de kâfir olacaklarını ayet bildiriyor. Dikkat edin; ayette kâfirlerin de dua ettikleri anlaşılıyor. Ancak duaları büyük bir sapkınlık içinde.

Günümüzde birçok kimsenin duası şirk içeriyor. Büyük bir sapıklık içinde. Allah’a dua ediyorum diye peygamberlere yalvarıyorlar. Onlardan medet umuyorlar. ‘Şefaat ya resûl Allah’ diyerek sadece Allah’a olması gereken dualarında Muhammed peygamberimizi çağırıyorlar. Ölmüş kimseleri dualarında aracı yapıyorlar.

Yazık ama ne yazık!

Yüce Allah’ın affetmeyeceği tek günah şirktir, kendisine ortak koşulmasıdır. Herkes duasını kime özgülediğini artık kontrol etsin.  

En doğrusunu Allah bilir.